Yıldırım Gürses - Ayla Gürses İle  (Plak)
Yıldırım Gürses - Ayla Gürses İle  (Plak)
Yıldırım Gürses - Ayla Gürses İle  (Plak)

Yıldırım Gürses - Ayla Gürses İle (Plak) (8697456792201)

0,00
Para Puan : 10
İndirim Oranı : %17 İndirim
Fiyat : 179,90 TL(KDV Dahil)
İndirimli : 149,00 TL(KDV Dahil)
19,75 TL 'den başlayan taksitlerle
Kargo Bedava

ADET

Artır Azalt

 

A Yüzü:

  1. Elveda Gençliğim (Gençliğe Veda)
  2. Seni Ben Ellerin Olsun Diye Mi Sevdim
  3. Garip Kuş (Enstrümantal)
  4. İlk Göz Ağrısı
  5. Kader / Solist: Ayla Gürses

B Yüzü:

  1. Veda Busesi
  2. Ankara Rüzgarı
  3. Son Mektup
  4. Garip Kuş / Solist: Ayla Gürses
  5. Aşk Çiçeği
  6. Canım İstanbul



 

HOŞ SADA...
 

Türk sanat müziğinin makam zenginliği ve beste güzelliğini bilmeyen yoktur. Öyle ki tek makamda bestelenmiş eserler olduğu gibi, 7-8 makamın bir arada olduğu eserlere de rastlanır. Üstad bestekarların mahir ellerinden çıkan bu eserleri seslendirmek için ses güzelliğinin yanı sıra güçlü bir nefese ve gırtlağa sahip olmakta gerekir ki, dinleyenin ruhuna hitap edilebilsin. 1960’lı yıllarda yükselen güçlü bir ses, önce radyo mikrofonlarında sonra da gazino sahnelerinde alışılagelen solist geleneğini sarsmayı başardı. Bu güçlü sesin yorumu da farklıydı. Batı müziği tarzı güçlü bir sesti ondaki... Bu güçlü sesin sahibi Yıldırım Gürses adlı genç bir solistti... Bursa, Türk sanat müziğine unutulmaz sesler armağan etmiş bir kentti. Bu genç solist de Türk müziğinin unutulmaz sesleri Müzeyyen Senar, Zeki Müren ya da Adnan Şenses gibi Bursalıydı. Müzik eğitimini daha çocuk yaşlarında aile içinde almaya başlamıştı. Babası Nasuhi Bey, iyi ud çalardı. Tasavvuf müziğiyle ilgileniyordu ve sesinin güzelliğiyle tanınıyordu. Evde düzenlenen aile meclislerinde bu hünerler sergileniyor, fasıllar düzenleniyordu. Küçük Yıldırım, ilk şarkılarını babasının huzurunda okumaya başladı. Ondan usul ve üslup öğrendi. Biraz da kanun çalmayı... Türk müziğinin radyodan başka yerde duyulamadığı o yıllarda Bursa’da müzik çevreleri, kendi eğlencesini yapabilmenin keyfini yaşıyordu. Şöyle ki, her hafta Cumartesi günleri bir musikişinasın evinde toplanılıyor ve müzikle dolu saatler geçiriliyordu. Bu toplantılara Nasuhi Bey ve tabi ki oğlu Yıldırım’da katılıyordu. Adına “Gezek” dedikleri bu toplantıların ünü, zamanla tüm Bursa’ya yayılacaktı. Dönemin valisinin ısrarı sonucunda bu toplantılar ayda bir kez açık havada halkın huzurunda yapılmaya başlandı. Henüz 7 yaşındaki Yıldırım, “Geçti Sevdalarla Ömrüm İhtiyar Oldum Bugün” adlı Şükrü Tunar bestesi ile ilk kez halk önüne çıktı. Bu onun ilk konseriydi. Üstelik mikrofonsuz okumuştu şarkıyı... Beğenilmişti de... Bu arada Yıldırım, ilk bestesini de yapmıştı. Yaşı 14’tü ve Zeki Müren’in “Beklenen Şarkı” filminden çok etkilenmişti.  
 

Yıldırım, lise döneminde Bursa Türk Musikisi Cemiyeti’nin değişmez elemanlarından birisiydi. Öğrencisi olduğu Bursa Ticaret Lisesi’nde küçük konserler de veriyordu. 18 yaşında Bursa’nın ses kralı oldu. Bu arada Nasuhi Bey’in emekli olmasıyla birlikte Gürses Ailesi Ankara’ya taşındı. Yıldırım, eğitimine Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisinde devam ederken 1959 yılında Ankara Devlet Operası’nın açtığı sınavı birincilikle kazandı. Operada 7-8 ay çalıştıktan sonra ayrıldı. Gönlünde yatan batı müziği değildi. Hemen ardından Ankara Radyosu’nun açtığı yetiştirilmek üzere sanatçı sınavını da yine birincilikle kazandı. Radyo’daki ilk yılında Ayla ile tanıştı. O da 500’den fazla kişinin katıldığı sınavı başarıyla kazanmış bir Türk müziği sevdalısıydı. İki genç arasındaki arkadaşlık zamanla aşka dönüştü. Yıldırım, bir yandan üniversiteyi bitirmeye çalışıyor, diğer yandan Radyo’da Sadettin Kaynak’ın eserlerini inceliyordu. Ayla ile fazlaca görüşemiyordu. İçindeki özlemine Sadettin Kaynak etkileri de karışınca bir gece profesyonel ilk bestesi ortaya çıktı: “İçime Hep Hüzün Doluyor”... Klasik üslupta, rast makamında, curcuna usulünde bir şarkıydı bu ilk beste. Yıldırım, şarkıyı ilk kez bestekar Arif Sami Toker’e dinletecek ve onun büyük beğenisiyle karşılaşacaktı. Yıldırım ve Ayla, daha fazla ayrı kalamayacaklarına karar verdiklerinde takvimler 1962 yılını gösteriyordu. Mutlu bir yuva kuruldu. Artık tüm zamanları müzikle ve radyoyla doluydu. Her ikisi de başarılı radyo emisyonlarından dolayı Ankara çevresinde tanınıyordu. Gazinocuların da dikkatini çekiyorlardı. Yıldırım, 1965’de muhayyer kürdi makamında bestelediği “Gençliğe Veda” adlı şarkısıyla adını geniş kitlelere duyurmayı başardı. Aynı yıl Hürriyet Gazetesi’nin açtığı Altın Mikrofon yarışmasında 297 batı müziği yarışmacısı arasında tek Türk müziği sesi olarak 24 kişilik Türk ve batı müziğinden oluşan çok sesli orkestrasıyla birinciliği kazandı. Böylece Türk Sanat müziğinde çok sesliliğe geçiş dönemini başlatmış oldu. Radyodan istifa ederek İstanbul’a yerleşti. Ardından Ayla’da İstanbul Radyosu’na transfer oldu. 
 

Ünlü Kazablanka Gazinosu’nun kapısının üzerinde neon ışıklarıyla pırıl pırıl parlayan bir isim vardı artık: Yıldırım Gürses... Erköse Kardeşler ve zengin bir orkestranın eşliğinde İstanbul sahnelerinde yeni bir yıldız doğuyordu. Başarısı ona Yeşilçam’ın kapılarını açmıştı. Kervan Film sahibi Ümit Utku’dan başrolünde yer alacağı bir film teklifi almıştı. Film vizyona girdiğinde Yıldırım Gürses’in önlenemez yükselişi de başladı. Artık onu sadece İstanbul değil, Anadolu insanı da tanıyordu. Eşi Yoğun çalışma performansı içinde popüler müziğin en önemli isimlerinden biri haline gelen Yıldırım Gürses, beste çalışmalarına da hız vermişti. “Son Mektup”, “Mazideki Aşk”, “Bir Kırık Kalp”, “Sonbahar Rüzgarları”, “Bir Garip Yolcu” gibi parçaları büyük başarı kazandı. 45’lik plaklar arka arkaya gelmeye başladı. Yeşilçam filmleri için besteler yaptı. Yıldırım Gürses, 1970’li yıllarda Türk müziğinin çok sesli formu üzerine yoğun çalışmalarda bulundu. Dünya üzerinde yaşayan her milletin kendine has bir müzik anlayışı vardı. Ona göre bu farklılıklar, güzellikler yaratıyordu. Fakat bunun bir kenara bırakıldığına ve tek tip müziğe bir yönelme olduğuna inanıyordu. Bir yandan Türk müziğinin klasik üslubunu Batı’nın da anlayabileceği bir hale getirmek istiyordu, diğer yandan da bunun Batı müziği tarzında olmamasını savunuyordu. Yani bir sentez öneriyordu. Bu önceleri müzik çevrelerince garip karşılandı. İlk uygulamalarını sunmaya başladığında haklılığı ortaya çıktı. Günlerce Türk müziğinin Batı müziğine uygun makamlarını armonize etti. Yorumlardaki kaydırma sesleri deyim yerindeyse budadı. Batılı dinlerken çok Türkiyeli ama bir o kadar da Batılı bir melodi ve yorumla karşılaştı. Yıldırım Gürses, buradan hareketle bir çok başarılı beste sundu dinleyicilerine... Bu besteler Türk müziği literatüründe adı konmamış bir “Yıldırım Gürses Ekolü”nü oluşturmaya başlayacaktı.  
 

Bütün bunlar yaşanırken Ayla Gürses, eşinin yanında duran, destekleyen, başarılarıyla gurur duyan bir kadın oldu. Onun sahnelerde estirdiği fırtınaya zaman zaman eşlik etti ama hiç bir zaman gazino sahnelerine çıkmayı düşünmedi. Hem de ciddi teklifler almasına rağmen... Eşinin gölgesinde kalmadan, İstanbul Radyosu’ndaki solo emisyonları ve doldurduğu plaklar ona yetiyordu. Her zaman bir radyo sanatçısı olarak anılmanın onurunu yaşıyordu. Yıldırım Gürses, 1980’de TRT’de kurulan Türk Hafif Sanat Müziği Korosu’nun başına geçti. Uzun süre koronun şefliğini yaptı ve notalar yazdı. Yıldırım Gürses şarkıları 1981’de ilk kez bir pop müzik sanatçısının albümünde yer aldı. Türk pop müziğinin süper starı Ajda Pekkan’ın “Sen Mutlu Ol” albümde “Affetmem Asla Seni”, “Dertliyim Arkadaş”, “Sonbahar Rüzgarları”, “Bir Garip Yolcuyum” adlı Yıldırım Gürses şarkılarını yorumladı. 1982’de Şan Tiyatrosu’nda Emel Sayın ile birlikte “Neşe-i Muhabbet” müzikalini gerçekleştirdi, müzikal Yıldırım Gürses’in bestelerinden oluşmaktaydı, müzik direktörü de yine kendisiydi.. 1983’de doldurduğu “Bir Hoş Sada” albümü, Türkiye’nin en çok satan albümleri arasında yerini aldı. 1990’larda mehter marşları üzerine çalıştı. Türk sanat müziğine “Eller Eller”, “Gül Dudaklım”, “Mevsimler Yas Tutup Çöller Ağlasın”, “Liseli Kız”, “Çal Kanunum Çal” gibi 350’den fazla eser ve yorum bırakan Yıldırım Gürses’i (2000) ve eşi Ayla Gürses’i (2018) rahmetle anıyoruz.
 

Ve bu albüm... Yıldırım Gürses, uzun bir aradan sonra sesiyle yorumuyla yeniden sevenleriyle... 1965-1968 yılları arasındaki daha önce hiç yayınlanmamış kayıtlardan oluşan bu albümde, eşi Ayla Gürses’de iki şarkısıyla yer alıyor. Keyifle dinlemeniz dileğiyle...  
 

 

ALİ CAN SEKMEÇ / Beyoğlu / 10 Mart 2020 

 

 
Benzer Ürünler